Ticari Reklam Yönetmeliği Değişikliği: Neler Değişti?
BİLGİ NOTU | 1 Temmuz 2026 itibariyle Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliğinde kapsamlı bir güncelleme yapılmıştır. Yapılan değişiklikler; influencer marketingten, reklamlarda yapay zeka içeriklerine, indirim fiyatlarından tüketici yorumlarına kadar geniş bir alanı kapsamaktadır.
Av. Umut Zorer
Kurucu Avukat
Ticaret Bakanlığı tarafından hazırlanan ve 1 Temmuz 2026 tarihli ve 33297 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklik yönetmeliği ile reklam alanının temel düzenlemesi olan Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliğinde kapsamlı bir güncelleme yapılmıştır. Yapılan değişiklikler; sosyal medya reklamlarından yapay zeka içeriklerine, indirim fiyatlarından tüketici yorumlarına kadar geniş bir alanı kapsamaktadır.
Bu bilgi notunda, Yönetmelikte yapılan değişiklikler, uygulamada farklılaşacak hususlar ve işletmelerin somut olarak yapması gerekenler, yürürlükteki metinle karşılaştırmalı biçimde açıklanmıştır.
Değişiklikler 1 Ağustos 2026 itibarıyla yürürlüğe girecek olup, reklam veren, mecra ve sosyal medya etkileyicileri bakımından yaklaşık bir aylık bir uyum süreci öngörülmüştür.
Yönetmeliğe giren yeni kavramlar
Değişikliğin en önemli yönlerinden biri, dijital pazarlamada yıllardır kullanılan ancak bağlayıcı mevzuatta doğrudan karşılığı bulunmayan bazı kavramların ilk kez Yönetmelik düzeyinde tanımlanmış olmasıdır. Yönetmeliğin tanımlar maddesine dört yeni kavram eklenmiştir.
Bunların başında sosyal medya etkileyicisi gelmektedir. Kamuoyunda yaygın olarak "influencer" olarak bilinen bu rol, daha önce yalnızca Reklam Kurulunun 2021 tarihli bir kılavuzunda tanımlanmışken, artık ilk kez Yönetmelik düzeyinde, yani Resmî Gazete'de yayımlanan bağlayıcı bir düzenlemede tanımlanmaktadır. Yönetmelik, sosyal medya etkileyicisini; sosyal medya üzerinden kendi ya da reklam veren adına bir mal veya hizmetin tanıtımına yönelik içerik paylaşan ve bu iletişimi herhangi bir menfaate dönüştüren gerçek veya tüzel kişi olarak tanımlamaktadır. Bu ayrımın taşıdığı önem, aşağıda etkileyici reklamlarına ilişkin bölümde ayrıca ele alınmıştır.
Tanımlanan ikinci kavram tüketici değerlendirmeleridir. Bir mal veya hizmete ilişkin olarak tüketiciler tarafından internet ortamında yapılan yorumlar ile puan ve yıldız gibi derecelendirmeler bu kapsamda kabul edilmektedir. İnternet alışverişinin gündelik bir parçası hâline gelen "yorumlar" ve "puanlar", böylelikle hukuki bir tanıma bağlanmıştır.
Üçüncü olarak çevresel beyan kavramı tanımlanmıştır. Bir ürünün üretiminden bertarafına kadar geçen süreçte çevreye fayda sağladığına ya da olumsuz etkisinin azaltıldığına dair ibare veya görseller bu kapsamdadır. Bu kavramları tamamlamak üzere sosyal medya tanımına da yer verilmiştir.
Bu tanımların önemi, kendilerinden sonra gelen yükümlülüklerin dayanağını oluşturmalarından kaynaklanmaktadır. Aşağıda ele alınan kuralların büyük bölümü, doğrudan bu yeni kavramlar üzerine kurulmuştur.
Sosyal medya etkileyicisi (influencer) reklamları
Yeni düzenlemeyi doğru değerlendirebilmek için önceki dönemi hatırlamak gerekir. Sosyal medya etkileyicilerinin reklamları 2026 değişikliğinden önce kuralsız değildi. Reklam Kurulu, 4 Mayıs 2021 tarihli toplantısında aldığı 2021/2 sayılı ilke kararıyla Sosyal Medya Etkileyicileri Tarafından Yapılan Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Hakkında Kılavuzu yürürlüğe koymuş ve bu Kılavuz Ticaret Bakanlığı internet sitesinde yayımlanmıştı. Kılavuz; etkileyici tanımını, örtülü reklam yasağını, hangi durumlarda açıklama yapılacağını, etiketlerin nasıl görüneceğini, hatta platform bazında kullanılabilecek ifadeleri (#Reklam, #Sponsor, #İşbirliği gibi) ayrıntılı biçimde belirlemişti.
Ancak bu Kılavuz, bir kanun veya yönetmelik gibi Resmî Gazete'de yayımlanarak değil, bir Reklam Kurulu kararıyla yürürlüğe girmişti. Hukuki niteliği itibarıyla bağlayıcı bir düzenleyici işlemden çok, mevcut hükümlerin nasıl uygulanacağını gösteren yol gösterici bir belge konumundaydı. Nitekim Kılavuz, kendi hükümlerinin Kanun ve Yönetmeliğin örtülü reklam düzenlemelerine aykırı yorumlanamayacağını da belirtiyordu. Buna karşın uygulamada Kılavuzdaki somut yükümlülükler doğrudan denetim ölçütü hâline gelmiş ve bunlara aykırılık, biçimsel olarak 6502 sayılı Kanun ile Yönetmeliğin ilgili maddelerine dayandırılarak durdurma ve idari para cezası kararlarına konu olmuştu. Resmî Gazete'de yayımlanmamış ve usulünce çıkarılmış bir yönetmelik niteliği de taşımayan bir belgeye dayanılarak fiilen yeni yükümlülükler getirilmesi ve bunlara aykırılık hâlinde yaptırım uygulanması, idari yaptırımların kanuniliği ve belirlilik ilkeleri bakımından tartışmalı bir uygulama olarak eleştirilmişti.
2026 değişikliğinin asıl önemi bu noktada ortaya çıkmaktadır. Değişiklik, Yönetmeliğe eklenen yeni 23/A maddesiyle bu kuralların büyük bölümünü kılavuz düzeyinden çıkarıp doğrudan Resmî Gazete'de yayımlanan bağlayıcı ikincil mevzuata taşımıştır. Böylece söz konusu yükümlülükler ilk kez sağlam ve tartışmasız bir normatif dayanağa kavuşmuştur. Dolayısıyla buradaki asıl yenilik, kuralların ilk kez konulması değil, hukuki dayanağının güçlendirilmesidir.
Maddenin içeriğine gelince; bir ürüne veya reklam verene yönlendirme yapılması, ücret ya da ücretsiz veya indirimli ürün gibi bir menfaat sağlanması, tanıtım amaçlı çekiliş ve kampanya içeriklerinin paylaşılması yahut bir etkinliğe katılım karşılığında menfaat elde edilmesi hâllerinde, içeriğin reklam olduğu açıkça belirtilmek zorundadır. Etiketin arka plandan ayırt edilebilir ve okunabilir olması, tüketicinin ekranı kaydırmasına gerek kalmadan ilk bakışta görebilmesi, varsa diğer etiketlerden önce ve ayrı biçimde yer alması aranmaktadır. Yalnızca sesli yapılan yayınlarda ise bilgilendirmenin yayın başında ve reklam öncesinde sözlü olarak yapılması gerekmektedir. Bu ölçütlerin önemli bölümü, esasen 2021 Kılavuzundan neredeyse aynen aktarılmıştır.
Bununla birlikte bazı noktalarda kurallar değişmiş, hatta sıkılaşmıştır. En dikkat çekici fark, kullanılabilecek ibarelerde ortaya çıkmaktadır. 2021 Kılavuzu; #Reklam, #Reklam/Tanıtım, #Sponsor, #İşbirliği, #Ortaklık gibi geniş bir etiket listesinin yanı sıra "@[reklam veren] tarafından sağlandı" veya "teşekkürler" türü açıklamalara da izin veriyordu. Yeni Yönetmelik ise paylaşımda mutlaka "Reklam" veya "Tanıtım" ifadelerinden birinin yer almasını zorunlu kılmaktadır. Bu da tek başına "#Sponsor", "#İşbirliği" ya da "#Ortaklık" gibi etiketlerin artık yeterli sayılmayacağı, teşekkür açıklamalarının ise ancak "Reklam" veya "Tanıtım" ibaresiyle birlikte kullanılabileceği anlamına gelir. Ayrıca etkileyici tanımına tanıtımın herhangi bir menfaate dönüştürülmesi unsuru eklenmiş, çekiliş ve etkinlik gibi durumlar açıkça sayılmış, içeriğin birden fazla paylaşıma yayılması hâlinde her paylaşımda bildirim yapılması kuralı getirilmiştir. Buna karşılık, Kılavuzda yer alan bazı ayrıntılı davranış kuralları, örneğin görüntüye filtre uygulandığının belirtilmesi veya deneyimlenmemiş bir ürünün onaylanmaması gibi kurallar, yeni maddede birebir tekrarlanmamış olup bu hususlar Yönetmeliğin genel hükümleri çerçevesinde değerlendirilmeye devam edecektir.
Örneğin, kendisine ücretsiz ürün gönderilen bir içerik üreticisinin, ürünü öven paylaşımında yalnızca "#işbirliği" etiketini onlarca etiket arasına sıkıştırması artık yeterli olmayacaktır. Paylaşımın ilk görülen kısmında, okunur biçimde "Reklam" veya "Tanıtım" ibaresine yer verilmesi gerekecektir. Bu yükümlülük yalnızca etkileyiciyi değil, iş birliğini kuran reklam vereni ve aracı ajansı da ilgilendirmektedir.
Hedefli reklamcılık ve çocukların korunması
Yönetmeliğe eklenen yeni 25/A maddesiyle hedefli reklamcılık kavramı düzenlenmiştir. Tüketicilerin çevrim içi davranışları, geçmiş tercihleri, konum bilgileri veya demografik verileri analiz edilerek belirli kişi ya da gruplara özel reklam sunulması hedefli reklamcılık olarak kabul edilmektedir.
Bu tür reklamların yapılabilmesi, reklamın hangi kriterlere göre gösterildiğinin ve bu kriterlerin nasıl değiştirilebileceğinin tüketiciye açık ve kolay erişilebilir biçimde bildirilmesi koşuluna bağlanmıştır. Önceki metinde hedefli reklam ayrı bir başlık altında yer almadığından, konu yalnızca kişisel verilerin korunması ve genel dürüstlük ilkeleri üzerinden dolaylı olarak değerlendirilebilmekteydi.
Düzenlemenin en dikkat çekici yönü, çocuklara ilişkin getirilen mutlak yasaktır. Tüketicinin çocuk olduğunun bilindiği veya makul olarak bilinmesinin beklendiği hâllerde, kişisel verilere dayalı profilleme yöntemleriyle hedefli reklam yapılması tümüyle yasaklanmıştır. Örneğin, çocukların yoğun biçimde kullandığı bir uygulamada, çocuk kullanıcıların davranış verileri işlenerek onlara özel ürün reklamı gösterilmesi bundan böyle mümkün olmayacaktır.
Hedefli reklam için açık rıza hala gerekli mi?
Burada önemli bir ayrımın altını çizmek gerekir. Yönetmeliğin 25/A maddesi hedefli reklam için bir şeffaflık yükümlülüğü getirmekte, reklamın hangi ölçüte göre gösterildiğinin tüketiciye açıklanmasını istemektedir. Ancak kişisel verilerin hedefli reklamcılık amacıyla işlenmesi için açık rıza gerekip gerekmediğine değinilmemiştir. Bu boyut tüketici mevzuatının değil, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanununun alanına girer. Dolayısıyla 25/A, mevcut veri koruma yükümlülüklerinin yerini almaz; onların üzerine eklenen tamamlayıcı bir katmandır.
Konunun pratik önemi, hedefli reklamcılık ve manipülatif tasarımların zaten Reklam Kurulunun gündeminde olmasından kaynaklanır. Kurul, 2022 yılında Yönetmelik ekindeki örnek uygulamalar listesine eklenen hükümle, tüketicinin karar verme iradesini bozan yönlendirici arayüz tasarımlarını, yani uluslararası literatürde karanlık ticari tasarım (dark patterns) olarak bilinen uygulamaları haksız ticari uygulama saymıştır. 2023 yılında bu konuyu ayrı bir inceleme başlığına dönüştürerek, önceden işaretli kutucuklar, gerçek dışı kıtlık ve aciliyet mesajları, iptali zorlaştırılan gizli abonelikler ve onay ekranlarında iradeyi yönlendiren tasarımlar için çok sayıda firmaya idari para cezası uygulamıştır. Kurul, kişisel veri temelli pazarlamada tüketicinin sözleşmeye gömülmüş, önceden onaylanmış ya da geri alınması güçleştirilmiş rızasını da geçerli saymamaktadır.
Veri koruma tarafında yerleşik yaklaşım daha da nettir. Kişisel Verileri Koruma Kurumu, çerez uygulamalarına ilişkin rehberinde ve kararlarında, kullanıcı davranışlarının profillenerek hedefli reklam sunulmasının meşru menfaate değil açık rızaya tabi olduğunu ortaya koymuştur. Daha da önemlisi, açık rızanın özgür iradeye dayanması gerektiğinden, bir hizmetin ya da üyeliğin açık rıza şartına bağlanamayacağını, aksi hâlin rızayı sakatlayacağını ve hakkın kötüye kullanılması sayılacağını belirtmiştir. Bu yaklaşım, uygulamada sıkça karşılaşılan bir savunmayı zayıflatır. Birçok e-ticaret pazaryeri veya sosyal medya mecrası, hedefli reklam iznini kullanıcı sözleşmesinin içine yerleştirmekte ve üyeliğin zorunlu olmadığını, üyeliğin karşılığının zaten hedefli reklam olduğunu ileri sürmektedir. Oysa gerek Türk hukukundaki gerek Avrupa Birliği hukukundaki hâkim görüşe göre, bir hizmetin ön şartı hâline getirilen veya sözleşmeye gömülen rıza özgür iradeyle verilmiş sayılmaz. Nitekim Avrupa Birliği Adalet Divanının 2023 tarihli Meta kararında, kişiselleştirilmiş reklamın kural olarak sözleşmenin ifası veya meşru menfaat gerekçesine dayandırılamayacağı, bunun için açık rıza gerektiği ve platformun pazardaki güçlü konumunun rızanın özgürlüğünü değerlendirmede önemli bir ölçüt olduğu belirtilmiştir. İrlanda veri koruma otoritesi de aynı gerekçeyle Meta hakkında toplam 390 milyon avro tutarında idari para cezasına hükmetmiş, Avrupa Veri Koruma Kurulu ise büyük platformların "kabul et ya da öde" modelinin çoğu hâlde geçerli rıza sağlamadığını, bunun yerine reklamsız ya da daha az kişisel veri kullanan ücretsiz bir alternatifin sunulmasının beklendiğini değerlendirmiştir.
Kişisel Verileri Koruma Kurulu'nun konu ile ilgili 2019'da verdiği sadakat kart uygulamasına ilişkin kararı, özellikle Türkiye'deki e-ticaret platformlarının üyeliğe bağlanmış açık rıza uygulamasına sıklıkla dayanak yapılmaktadır. KVK Kurulu, açık rızanın temel hizmete erişimin şartı yapılmadığı, yalnızca ilave bir menfaate bağlandığı ve tüketicinin hizmetten rıza vermeden de yararlanabildiği hâllerde özgür iradenin zedelenmediğini kabul etmiştir. Kanaatimizce hedefli reklamcılık faaliyetleri için alınacak rızanın; hizmet şartına bağlanmaması, değişen yönetmeliğin de katkısıyla kullanıcı bilgilendirilerek alınması ve üyeliğin sağladığı avantajlardan (sipariş takibi, kayıtlı adres vb.) faydalanılmasına engel olmayacak şekilde tamamen seçime bağlı ve her zaman geri alınabilir nitelikte olması gerekmektedir. Ancak veri sorumluları açısından sonuç nettir: Yeni yönetmelikteki 25/A'nın öngördüğü şeffaflık bilgilendirmesini sağlamak tek başına yeterli değildir; hedefli reklam için kişisel veri işlenecekse, ayrıca sözleşmeden bağımsız, özgür iradeye dayalı ve geri alınabilir bir açık rızanın da alınması gerekir.
Yapay zeka ile üretilen içerikler ve dijital karakterler
Yapay zeka konusu Yönetmelikte iki ayrı yönüyle ele alınmıştır. İlk olarak, tüketicinin ekonomik davranışını önemli ölçüde etkileyecek biçimde yapay zeka veya başka bir yazılımın kullanılması ya da insandan ayırt edilemeyecek dijital karakterlere yer verilmesi hâlinde, bu durumun açık ve anlaşılır şekilde belirtilmesi zorunlu tutulmuştur.
İkinci olarak daha ağır bir yasak getirilmiştir. Gerçek bir kişinin yapay zeka teknolojileriyle oluşturulmuş dijital kopyasının, o kişi gerçekte kullanmadığı veya tavsiye etmediği hâlde bir ürünü deneyimlemiş ya da önermiş gibi gösterilmesi yasaklanmıştır. Önceki metinde yapay zeka ve dijital karakterlere ilişkin özel bir hüküm bulunmadığından, bu tür içerikler yalnızca genel aldatıcılık yasağı çerçevesinde değerlendirilebilmekteydi.
Söz gelimi, tümüyle yapay zeka ile üretilmiş ancak gerçek bir insan sanılabilecek bir tanıtım yüzü kullanılması hâlinde, bu karakterin gerçek olmadığı belirtilmelidir. Tanınmış bir kişinin görüntüsünün yapay zeka ile taklit edilerek ürünü kullanıyormuş gibi gösterilmesi ise doğrudan yasak kapsamındadır ve ayrıca kişilik haklarının ihlali bakımından da sorumluluk doğurmaktadır.
İndirimli satış reklamlarında referans fiyat
Tüketicileri en doğrudan ilgilendiren değişikliklerden biri, indirimli satış reklamlarına ilişkin 14. maddede yapılmıştır. Yeni düzenlemeye göre, mal satışına ilişkin indirim reklamlarında indirimden önceki fiyat olarak, indirimin başlangıcından önceki on gün içinde uygulanan en düşük fiyat esas alınacaktır. Meyve ve sebze gibi çabuk bozulabilen ürünler ile hizmetlerde ise indirimli fiyattan bir önceki fiyat dikkate alınacaktır.
Bu noktada çoğu zaman gözden kaçan önemli bir fark bulunmaktadır. Önceki metinde en düşük fiyatın belirlenmesinde esas alınan süre otuz gündü. Yeni düzenlemeyle bu süre on güne indirilmiştir. Ayrıca daha önce otuz günlük en düşük fiyat kuralına tabi olan hizmetler, artık bir önceki fiyat esasına geçirilmiştir. Söz konusu değişikliğin tüketici hakları bakımından bir gerileme niteliğinde olduğu açıktır.
Maddeye eklenen fıkralarla üç husus daha netleştirilmiştir. Bir ürün farklı satış kanallarından satılıyorsa, indirim reklamındaki referans fiyat yalnızca indirimin yapıldığı kanaldaki fiyata göre belirlenecek, bir kanaldaki fiyat başka bir kanalın indirimine dayanak yapılamayacaktır. Tüketicinin kolayca erişebildiği sadakat programı indirimleri de bu madde kapsamında değerlendirilecektir. Belirli bir alım şartına bağlanan "üç al iki öde" gibi koşullu satışlar da, miktar gösterimine ilişkin istisna dışında aynı kurallara tabi olacaktır.
Örneğin, bir ürünü uzun süre 100 TL üzerinden satan bir işletmenin, indirim öncesinde fiyatı 200 TL'ye yükseltip ardından "yüzde 50 indirim, 100 TL" biçiminde tanıtım yapması mümkün değildir. Esas alınacak fiyat, indirimden önceki on gün içindeki en düşük fiyattır. Dolayısıyla, indirimden 11 gün önce yapılacak bir fiyat artışı önceki düzenlemelere göre yasakken, bu yeni değişiklikle birlikte mümkün hale gelmektedir.
Çevresel beyanlar ve yeşil aklama
Kamuoyunda daha az konuşulan, ancak işletmeler bakımından önem taşıyan bir başlık da çevresel beyanlardır. Bu alanda hem yeni bir tanım getirilmiş hem de 17. madde yeniden düzenlenmiştir.
Yeni düzenlemeye göre, çevresel beyan içeren reklamlardaki sertifika ve onayların; yetkili kurumlardan, üniversitelerin ilgili bölümlerinden ya da akredite veya bağımsız test ve değerlendirme kuruluşlarından alınmış belgelerle ispatlanması zorunludur. Genel içerikli ve muğlak "yeşil" ifadelerin, açıklama yapılmaksızın veya tüketicide belirsizlik yaratacak biçimde kullanılması yasaklanmıştır. Ayrıca beyanın, ürünün hangi bölümü veya yaşam döngüsünün hangi aşamasıyla ilgili olduğu açıkça belirtilmeli; ölçüm ve değerlendirme yöntemine ilişkin ayrıntılı bilgiye reklamda, bir bağlantıda ya da açılır ekranda yer verilmelidir.
Önceki metinde çevresel beyanlar yalnızca aldatıcı olmama ölçütüyle sınırlıydı. Yeni metne yanıltıcı olmama ölçütü de eklenmiş ve ispat, açıklık ve yönlendirme bakımından somut yükümlülükler getirilmiştir. Bu düzenleme, uluslararası uygulamada yeşil aklama olarak bilinen ve gerçekte karşılığı bulunmayan çevreci iddiaların önüne geçmeyi amaçlamaktadır.
Örneğin, "doğa dostu" veya "yüzde 100 geri dönüştürülebilir" ifadelerini kullanan bir markanın, bu iddianın ürünün hangi kısmı için geçerli olduğunu ve hangi belgeye dayandığını gösterebilmesi gerekmektedir. Yalnızca ambalajı geri dönüştürülebilir olan bir ürünün bütünüyle çevre dostu gibi tanıtılması yanıltıcı sayılabilecektir.
Tüketici değerlendirmeleri (yorum ve puanlar)
İnternet alışverişinde belirleyici hâle gelen yorum ve puan sistemleri de yeniden düzenlenmiştir. Bu kapsamda 28/B maddesi bütünüyle değiştirilmiştir.
Yeni düzenlemeye göre, bir ürüne ilişkin değerlendirme yalnızca o ürünü satın almış tüketiciler tarafından yapılabilecek, satın alımın doğrulanamadığı mecralardan alınan değerlendirmeler yayımlanamayacaktır. Değerlendirmelerin yayınına ilişkin kurallar tüketicinin erişebileceği bir alanda gösterilecek ve yorumlar yalnızca belirli konularla sınırlandırılamayacaktır. Değerlendirmeler, olumlu ve olumsuz ayrımı yapılmaksızın, tarih veya puan gibi objektif bir ölçüte göre en az bir yıl süreyle yayında tutulacaktır. Yayımlanmayan yorumların gerekçesi ise yorumu yapan tüketiciye derhâl bildirilecektir. Satışı artırmak amacıyla sahte yorum yaptırılması veya bu yönde anlaşma yapılması açıkça yasaklanmıştır.
Buna ek olarak, 28/C maddesinde yapılan değişiklikle, olumsuz bir değerlendirme yayımlanmadan önce satıcıya tanınan cevap süresi yetmiş iki saatten kırk sekiz saate indirilmiştir. Bu süre içinde cevap verilmediği takdirde değerlendirme doğrudan yayımlanacaktır.
Örneğin bir internet satış platformu, ürünü satın almamış kullanıcıların puan ve yorum bırakmasına izin veremeyecek, dışarıdan sahte olumlu yorum temin edemeyecektir. Olumsuz bir yorum geldiğinde ise satıcının cevap için elinde yetmiş iki saat değil, kırk sekiz saat bulunacaktır.
Gözden kaçmaması gereken diğer değişiklikler
Öne çıkan başlıkların yanında, kapsamı dar olmakla birlikte uygulamada önem taşıyan başka değişiklikler de yapılmıştır.
Doğruluk ve dürüstlük maddesinde, ispatı gereken beyanlar arasına akademik unvanlar da eklenmiştir. Reklamda kullanılan akademik unvan iddialarının da belgelenebilir olması gerekmektedir. Karşılaştırmalı reklam hükmü takviye edici gıdaları kapsayacak biçimde genişletilmiş, ayrıca takviye edici gıdaların normal beslenmedeki gıdaların yerine geçtiği izlenimiyle reklamının yapılması yasaklanmıştır.
Beşerî tıbbi ürünlerin, elektronik sigaranın, tütün mamullerinin ve alkollü içkilerin reklamının yapılamayacağı açıkça hükme bağlanmış, yasa dışı bahsin yanına yasa dışı şans oyunu ibaresi eklenmiştir. Önceden ilan edilmiş objektif kriterlere dayanmayan ve bir menfaat karşılığında alınan ödüllere ise reklamlarda yer verilemeyecektir. Finansal hizmet reklamlarına ilişkin maddede geçen "ve kâr payı" ibareleri "veya kâr payı" olarak değiştirilmiştir. Bunların yanında, reklama ilişkin özel düzenlemesi bulunan mal ve hizmetlere dair 26. madde ile ekteki aldatıcı ticari uygulamalar listesinin bir bendi yürürlükten kaldırılmıştır.
Yürürlük ve uyum süreci
Değişiklik yönetmeliği 1 Temmuz 2026 tarihinde yayımlanmış olup, 1 Ağustos 2026 tarihinde yürürlüğe girecektir. Yönetmeliğin tamamı aynı tarihte yürürlüğe gireceğinden, kamuoyunda yer alan bazı hükümlerin daha sonra yürürlüğe gireceği yönündeki bilgiler isabetli değildir. Bu bir aylık süre, işletmelere tanınan geçiş dönemi olarak değerlendirilmelidir.
Aykırılığın yaptırımı
Yönetmelik, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanuna dayanmaktadır. Bu düzenlemelere aykırı reklam ve uygulamaların denetimi Reklam Kurulu tarafından yapılmaktadır. Kurul; aykırılık hâlinde reklamın tedbiren veya tamamen durdurulması, düzeltilmesi ve idari para cezası uygulanması gibi yaptırımlara karar verebilmektedir. Verilecek idari para cezalarının miktarında; ihlalin haksızlık içeriği, elde edilen menfaat veya neden olunan zararın büyüklüğü, failin kusur derecesi ve ekonomik durumu ile aykırılığın gerçekleştiği mecra (internet, TV, ülke geneli vb.) belirleyici kriterler olarak dikkate alınmaktadır.
Bu doğrultuda, 2026 yılı itibarıyla 99.339 TL ile 39.916.524 TL arasında uygulanabilen ve her yıl yeniden değerleme oranında güncellenen bu idari para cezaları göz önüne alındığında; mevzuata uyum sağlamak, işletmeler için yalnızca kurumsal itibarın korunması açısından değil, doğrudan ve ağır mali sonuçların önlenmesi bakımından da kritik bir öneme sahiptir.
İşletmelere öneriler
Yürürlük tarihine kadar bazı adımların tamamlanması yerinde olacaktır. Sosyal medya etkileyicisi ve ajans sözleşmelerinin yeni etiketleme kurallarına göre gözden geçirilmesi, indirim ve fiyat gösterimi süreçlerinin on günlük en düşük fiyat kuralına uyarlanması bunların başında gelmektedir. Bunun yanında, internet sitesi ve uygulamalardaki yorum sistemlerinin satın alma doğrulaması bakımından denetlenmesi, yapay zeka içerikleri ile hedefli reklam akışlarına gerekli bilgilendirmelerin eklenmesi ve çevresel beyanların belgelerle desteklenecek biçimde yeniden düzenlenmesi önerilmektedir.
Değişiklikler bütün olarak değerlendirildiğinde, Türk reklam mevzuatının sosyal medya, yapay zeka ve veri temelli hedefleme gibi güncel uygulamalarla uyumlu hâle getirilmeye çalışıldığı görülmektedir. İşletmeler bakımından öncelik, kuralları tek tek incelemekten çok, reklam ve satış süreçlerinin bütününü bu çerçeveye göre gözden geçirmek olmalıdır.
Sıkça Sorulan Sorular
Ticari Reklam Yönetmeliği değişikliği ne zaman yürürlüğe giriyor? Değişiklik 1 Temmuz 2026 tarihinde Resmî Gazete'de yayımlanmış olup, Yönetmeliğin tamamı 1 Ağustos 2026 tarihinde yürürlüğe girmektedir.
Sosyal medya etkileyicisi (influencer) paylaşımlarında hangi ibare zorunludur? Paylaşımda "Reklam" veya "Tanıtım" ifadelerinden biri, tüketicinin ilk bakışta görebileceği, okunabilir ve ayırt edilebilir biçimde yer almalıdır. Bu ifadeyle birlikte reklam verenin adına ya da markaya teşekkür açıklamasına da yer verilmesi gerekmektedir.
Sosyal medya etkileyicisi reklamları daha önce hiç düzenlenmemiş miydi? Düzenlenmişti, ancak farklı bir düzeyde. Reklam Kurulu 2021 yılında bir kılavuz yayımlamış ve etkileyici reklamlarına ilişkin kuralları burada belirlemişti. Ancak bu kılavuz Resmî Gazete'de yayımlanmadığından ve bağlayıcı bir yönetmelik niteliği taşımadığından, buna dayalı yasak ve cezalar tartışma konusuydu. 2026 değişikliği, bu kuralları ilk kez doğrudan Yönetmeliğe taşıyarak sağlam bir hukuki dayanağa kavuşturmuştur.
İndirimde referans alınacak fiyat nasıl belirlenmektedir? Mallarda, indirimin başlangıcından önceki on gün içinde uygulanan en düşük fiyat esas alınmaktadır. Bu süre daha önce otuz gündü. Meyve, sebze gibi çabuk bozulabilen ürünler ile hizmetlerde ise indirimli fiyattan bir önceki fiyat dikkate alınmaktadır.
Çocuklara yönelik reklamda ne değişmiştir? Çocuğun çocuk olduğunun bilindiği veya makul olarak bilinmesinin beklendiği hâllerde, kişisel verilere dayalı profilleme yöntemleriyle hedefli reklam yapılması tümüyle yasaklanmıştır.
Yapay zeka ile üretilen reklamlarda uyarı zorunlu mudur? Evet. İnsandan ayırt edilemeyecek dijital karakterlerin kullanıldığı reklamlarda bu durumun açıkça belirtilmesi gerekmektedir. Gerçek bir kişinin yapay zeka kopyasının ürünü kullanmış ya da önermiş gibi gösterilmesi ise yasaktır.
Yeni kurallara aykırılık hâlinde hangi yaptırım uygulanmaktadır? Denetim yetkisi Reklam Kuruluna aittir. Kurul; reklamın durdurulması, düzeltilmesi ve idari para cezası uygulanmasına karar verebilmektedir. İdari para cezaları 2026 yılı itibarıyla 99.339 TL ile 39.916.524 TL aralığında olup tutarlar her yıl güncellenmektedir.